Halk arasında bazı esmalar, ayet parçaları veya sıfatlar belirli niyetlerle (genellikle sıkıntıdan kurtulmak, düşmanlara karşı koruma istemek veya dilek kabulü için) özel sayılarda okunur. Son dönemlerde sosyal medyada ve halk arasında sıkça konuşulan ifadelerden biri de "Ya Şedidel Batşi" zikridir. Peki, bu ifadeyi okumak günah mı, caiz mi? Kökeni nereye dayanır?
1. "Ya Şedidel Batşi" İfadesinin Anlamı ve Kaynağı
"Şedid" kelimesi şiddetli, güçlü ve çetin manasına gelirken; "Batş" kelimesi ise şiddetli yakalama, kudret, kahretme ve güç uygulama anlamlarını taşır. Bu ifade, Kur'an-ı Kerim'de geçen bazı ayetlerde Allah'ın azabının veya kahrının şiddetini ifade etmek için kullanılır. Örneğin, Mü'min Suresi 22. ayette veya Buruç Suresi 12. ayette ("Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir" - İnnne batşe Rabbike leşedid) bu kökten gelen ifadeler yer alır.
Buradaki "Ya Şedidel Batşi" kalıbı, doğrudan Kur'an'da geçen bir Esma-ül Hüsnâ (Allah'ın 99 ismi) olmasa da, Allah'ın kahredici ve cezalandırıcı sıfatına (El-Kahhar, El-Muntekim gibi) yapılan bir yakarış veya sıfatlama niteliğindedir.
2. Bu Tür İfadeleri Okumak Günah mı?
Allah'ın yüce sıfatlarını anmak, O'na sığınmak veya Kur'an'daki ayetleri zikretmek aslen günah değildir. Ancak bu tür okumaların dini açıdan değerlendirildiği bazı hassas noktalar bulunur:
Beddua ve Kötü Niyetle Okumak: Eğer bu ifade, birine zarar vermek, hınç almak, beddua etmek veya zulmetmek amacıyla "kahreylemesi" için okunuyorsa, başkasına haksızlık ve kötülük barındırdığı için caiz değildir. Dua veya zikir ibadettir; ibadetin ise kötü niyetle yapılması günah teşkil eder.
Hacet veya Korunma Amacıyla Okumak: Kişinin kendi nefsine gelen bir zulme karşı Allah'ın adaletine sığınması, haksızlıktan korunmak veya ilahi kudrete sığınmak niyetiyle Allah'ı bu sıfatıyla anmasında fıkhen doğrudan bir günah yoktur.
Uydurma Esma ve Sayı Ritüelleri: Dinî kaynaklarda, "Şu kadar sayıda 'Ya Şedidel Batşi' okursanız falanca dileğiniz gerçekleşir veya düşmanınız helak olur" şeklinde sünnette yeri olmayan özel tarifler ve sayılar bulunmaz. Halk arasında yayılan bu tür reçetelerin dini bir bağlayıcılığı veya mucizevi garantisi yoktur.
3. Büyük İslam Âlimlerinin ve Diyanet'in Yaklaşımı
İslam âlimleri, dua ve zikirlerin Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) öğrettiği sahih dualara ve Esma-ül Hüsnâ'ya dayandırılmasını tavsiye ederler.
Esma-ül Hüsnâ Hassasiyeti: Zikir ve dualarda Allah'ın bilinen güzel isimlerinin (Esma-ül Hüsnâ) tercih edilmesi daha uygundur. Kur'an'daki ayetlerden türetilen bu tarz korkutucu veya kahredici sıfat kalıplarının ezbere ve büyüvari yöntemlerle okunması tasvip edilmez.
Kötülükten Sakınma: Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam hukukçuları, insanların dini inançlarını istismar eden, belirli sayılarda okununca mucizeler yaratacağı iddia edilen hurafe niteliğindeki reçetelere itibar edilmemesi gerektiğini vurgular. Zikirlerin kalbi tatmin eden, samimi bir yakarışla ve Peygamber'in sünnetine uygun dualarla yapılması esastır.
